18 Ocak 2016 Pazartesi

Öğretmen Davranışlarının Öğrenci Davranışlarına Etkisi

Öğretmen Davranışlarının Öğrenci Davranışlarına Etkisi

 Bireyin hayat bulmasıyla başlayıp yaşamı boyu süren öğrenme sürecinin tamamı, bireyin eğitimini oluşturmaktadır. En önemli işlevlerinden biri bireyde davranış değiştirmek olan eğitimin, okulda planlı ve programlı olarak yürütülen kısmı, öğretim boyutudur. Öğretim, eğitim amaçlan doğrultusunda davranış değiştirme ya da yeni davranışlar oluşturma için öğrencilere yardımcı olma çabalarım içermektedir. Öğretmenin öğrencisini eleştirmesinde ve değerlendirmesinde, davranış değiştirme motifi yatmaktadır. Öğretimin kali­tesinde, öğrencinin öğretmeniyle ve öğretim ortamıyla etkileşimi önem taşımaktadır.Öğrenciyle sürekli olarak etkileşimde bulunan öğretmen, öğrencide konunun ve bağlantılı olarak dersin, okulun ve Milli Eğitimin amaçlan yönünde davranış değiştirmekle sorumludur. Öğretmen, sınıf atmosferi içinde, bir yandan öğrencilerini bilgi ve becerilerle donatırken öbür yandan davranışlarıyla onları etkiler; bilgi, beceri ve tutumlarıyla öğrencilerinin topluma uyum sağlamalarına yardım eder. 

Öğretmen, eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirme yönünde birey davranışlarının değişmesinde, çok önemli bir işlevi yerine getirir. Eğitim amaçlarının işaretlediği yönde öğrenci davranışı geliştirilmediği sürece, eğitimde kaliteyi sağlamak mümkün değildir. Eğitim amaçlarıyla belirlenen davranışlar, bir yandan devletin eğitim politikasıyla öbür yandan da toplumun ihtiyaç duyduğu insan tipiyle tutarlı olmak durumundadır; aynı zamanda bireyin temel ihtiyaç ve özelliklerine de ters düşmemesi gereken bu davranışları gerçekleştirmede, öğretmen kilit rolü oynar. Öğretmenin bu çok önemli ve zor görevini, büyük Atatürk "Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır," ve "Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunaçaktır," özdeyişlerinde vur­gulamıştır. Buna göre, eğitilmiş kişilerin niteliklerinin, bu kişileri eğiten öğretmen nitelikleriyle hemen hemen özdeş olduğu söylenebilir.

XI. Milli Eğitim Şurası raporunda da belirtildiği gibi; "Eğitim sisteminin başarısı, temelde sistemi işletecek öğretmenlerin niteliklerine bağlıdır. Hiçbir eğitim modeli, modeli işletecek personelin niteliğinin üzerinde hizmet üretemez," (Şura raporu, 1982, s. 21). Eğitim programlarının etkililiğinin ölçüsü de o programı yürüten öğretim elemanlarının nitelikleriyle orantılıdır. Öğrenci dav­ranışlarının niteliği yükseltilmek istendiğinde, öncelikle öğretmen davranışlarının niteliğinin yükseltilmesi gerekmektedir. Öğretmenin niteliği; genel kültürü, öğretim yapacağı alanda ve eğitim bilimleri alanında sahip olduğu bilgi ve becerilerini kendi davranışlarına dönüştürebilmesindeki başarısıyla büyük ölçüde ilişkilidir.
"Sınıf Atmosferinin Öğrenci Başarısına Etkisi" adlı kitabın yazan M. Ali Kısakürek, yaptığı araştırma sonucunda, iyi bir sınıf atmosferinin geliştirilmesinde, öğretmen-öğrenci ilişkilerinin önemli bir yeri olduğunu belirtmiştir.

Öğretim elamanının;
* Öğrenciye güven duyması ve bunu göstermesi,
* Öğrenciye" yakınlık göstermesi, araya büyük mesafe koymaması,
* Öğrencilerin karşılaştıkları sorunları anlayışla karşılaması, öğrenci başarısını olumlu yönde etkileyen öğretmen davranışlarıdır. (Kısakürek, 1985, s.57) .
Öğretmen, öğretim hizmeti verirken, sahip olduğu bilgi ve becerilerine, kendi insani özelliklerini de katabilmelidir. Bu konuda Baykal'ın da belirttiği gibi;
"Öğretmen  .................
öğretim donanımlarım seçer, öğretim yöntemlerini uygular ve sonuçları değerlendirir. Bütün bunları güler yüzle, hoşgörüyle, severek ve sevdirerek yapması beklenir. Bilgisayarın belleği güçlüdür, zekâsı da belki gelişecektir ama elektromekanik bir gönül yapılmamıştır," (Baykal, 1984, s.111). 

Nitekim yirminci yüzyılın ortalarında yoğunlaşan alet merkezli eğitim yaklaşımı, son yıllarda yerini yeniden öğretmen davranışları konu­sundaki araştırmalara bırakmıştır. Fen ve sosyal bilim programlarının geliştirilmesine dönük araştırmalarda da esas temayı, öğretmen-öğrenci tutumlarını geliştirme oluşturmaktadır

Öğretmenlere yönelik çalışmaları olan Gprdon, buna ilişkin olarak: "Öğretmenler kendi mesleklerini daha iyi araştırabilselerdi, kendi davranışlarının daha akılcı olması gerektiğinde ısrar edebilselerdi, eğitsel tercihlerinde açık fikirli olabilselerdi aydın kesimden daha çok takdir toplayabilirlerdi," demektedir (Gordon, 1983, s. 221).

"Öğretmenlik statüsü yalnızca bilgi verme rolünü gerektirseydi, bu işi öğretim makineleri, TV, radyo vb. araçlarla yapmak mümkün olurdu. En azından teknoloji yönünden gelişmiş ve teknoloji ötesine geçmiş toplumlarda, öğretmen problemi kolayca çözülürdü. Oysa davranış bilimleri, bize öğrencinin, öğretmenin tutum ve davranışlarından etkilendiğini göstermektedir. Öğretmenin düşünsel tutumu, duygusal tepkileri, çeşitli alışkanlıkları öğrenciyi etkilemektedir. Çoğu zaman öğrenci, öğretmenin anlattığı konuya yaklaşımına dikkat etmekte ve olayları yorumlama biçiminden etkilenmektedir (Varış, 1973, s. 50). 

    Öğrencilerin, öğretmenin verdiği bilgilerin yanı sıra, daha çok gösterdiği tutum ve davranışlardan etkilendiği araştırmalarla ortaya konmuştur. Gözütok, 500 öğretmen adayı üzerinde yaptığı çalışmada, hiçbir öğretmen adayının, öğretmenlerinin söylediklerinden etkilenmediklerini, etkilendikleri ögenin,öğretmenlerinin davranışları olduğunu ve buna ek ola­rak 50 öğretmen adayının % 70'inin ilerdeki öğretmenlik yaşamlarında öğretmenlerinin davranışlarına sahip olma arzusunda olduklarını tespit etmiştir (Gözütok, 1988, s. 28).
Corindia, yaptığı araştırma sonucunda, öğrencilerin, öğretmenlerinin sınıf içi davranışlarından etkilendiklerini ve onları örnek aldıklarını or­taya koymuştur. Mintzes, öğrencilerin öğretmen davranışlarından nasıl etkilendiklerini araştırmış ve sonuçta etkili öğretim davranışlarını belirlemiştir. Horak ve Blecha, sınıf içi öğretmen davranışlarından biri olan inandırıcılık özelliğinin öğretmen adaylarının tutumlarına olan etkisini araştırmış ve bu davranışın, öğrenci tutumlarının değişmesinde çok önemli bir etken olduğunu belirlemiştir.

    Doktora tezini "Öğretmenlerin Sözel Olmayan Davra nışları" konusunda yapan S. Pektaş, öğretmen davranışlarının sözel olmayan boyutu üzerinde çalışmış ve öğretmenlerin gözlemlenebilen sözel olmayan davranışlarıyla öğretimde ne dereceye kadar etkili olduklarını ortaya koymuştur.

Öğrenci, hangi yaş ve düzeyde olursa olsun, eğitime başladığı zaman, birtakım olumlu ve olumsuz davranışlara sahiptir. Öğretmen, eğitmesi gereken öğrencilerin olumlu davranışlarını geliştirebilmeli, olumlu olmayanları silebilmeli ve değiştirebil melidir. Öğrenci davranışlarının değiştirilmesi ve geliştirilmesiyle görevli olan öğretmen, bu görevi yerine getirirken çeşitli öğretim yöntemlerinden yararlanır. Öğ­retmenin uygulamak üzere seçtiği ve kullandığı öğretim yöntemleri, öğretmenin kendi kişiliğiyle bütünleşerek öğrenciye takdim edildiği zaman, ancak amaçlara ulaşma yolunda anlam kazanır. Öğrenciye, "Türkçe'yi dil kurallarına uygun olarak konuşma" davranışım kazandırması gereken bir öğretmenin bu davranışı oluşturması, ancak kendisi dil kurallarına uygun konuşuyorsa mümkündür. Çünkü öğrenci, öğretmenin "Yapılması gerekir," dediklerinden çok "yaptığı" davranışlardan etkilenir. Bu nedenle öğretmenin, sınıfında sözel olarak "Yapılması gerekir," şeklinde öneride bulunması yanında, bu önerilere kendisinin de uyması önem taşımaktadır.

Anne-babasının davranışlarım eleştiren birçok kişinin, ana ya da baba olduğu zaman, eleştirdiği birçok davranışı farkında olmadan yaptığı, yalan söylenen ortamda yetişen çocuğun yalan söyle diği bilinen bir gerçektir.
Yüzyılımızın başlarında, çocuğun kronikleşen olumsuz davranışlarını "hedef davranış" olarak niteleyen ve bunları psikanaliz vb. yollardan değiştirme üzerinde yoğunlaşan psikiyatrik yaklaşımlar, bugün yerini, öğretmenin anlayış ve akılcı davranışlanmn"etkilediği uygun bir sınıf ortamında koruyucu eğitsel önlemlere bırakmış bulunmaktadır.

Olumsuz davranışlarının öğrenci davranışları üzerinde büyük rolü olan öğretmenlerin, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde, onların davranışlarını oluşturmada tümüyle kişiliklerini
verilmesi, programların bu doğrultuda geliştirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, öğrencinin bir günün en az 2/3'sini aile orta­mında geçirmesi, aile büyükerinin davranışlarıyla da ilgilenmesi gereğini ortaya çıkarmakta ve "Aile Eğitimi Programlan" yaklaşımının da önem kazanmasına neden olmaktadır.

Doç. Dr. Dilek Gözütok

Hiç yorum yok: